Psikoterapi Faydalı mıdır?
Dünyanın çeşitli yerlerinde psikoloğa gitmek, psikoterapi almak kişilerce farklı olarak yorumlanıyor. Bu yorumlar bazen gerçekçi bazen de gerçek dışı olabiliyor. Gerçeği bilmek ve doğru bilgiyi almak önemlidir.
Karşılıklı konuşarak ve çeşitli yollar izlenerek yapılan psikoterapi; yanlış kanı olarak dost ahbap ya da yakın çevreyle yapılan konuşma biçimi olarak adlandırılabilmektedir. Bu nedenle Psikoterapiye gitmenin anlamsız olduğu düşünülmektedir. Oysa ki tedavinin daha hızlanmasında kuvvetli bir yardımcıdır. Ancak klinik alanda tecrübeli bir uzman tarafından psikoterapi yapılmalıdır. Pek çok terapi biçimi vardır , teorik anlamdaki farklılıklarla birlikte izlenen stratejiler de her birey için farklıdır. Ama en önemli olan psikoterapiye başlanacak kişinin kendi isteğiyle terapiye gelmesi ve kendindeki bir takım özellikleri fark etme, kendini tanıma ve değerlendirme sonucunda; kişiliğinin gelişimi ve yaşantısındaki kendine zarar veren özellikleri değiştirebilme ve bunlarla başetme isteğinin olmasıdır.
Tüm bunlar göz önüne alındığında yola çıkmanın ilk adımının iyi bir iletişim kurmaya açık hale gelmek olduğu görülmektedir. Genelde kişi özgüvenini kaybettiğinde kendinde kusurlar bulmaya, daima ret edileceğini ve hakaret edileceğini düşünmeye başlar, her şeyin suçlusunun kendisi olduğunu düşünür ve kendine acımaya başlar. Bu durum kişiyi depresyona dahi sokar. Tüm sorunları çözebilmenin en iyi yolu “iyi bir iletişim kurmak”tan geçer. İyi iletişim; kendini tam anlamıyla ifade edebilmek ve karşısındaki kişiyi anlayabilmektir. Sizin sözcüklerinizi başkası söylediğinde gerçekten tam düşündüklerinizi mi söylüyor, yoksa sizin söylemeye çalıştığınız şeyi anladığı şekilde anlatmaya mı çalışıyor acaba. Gerçek sözler insanın ağzından çıkanlardır. Bazen kişiler başkasının söylediğini anlatırken yorumlar katabilirler, çünkü kendi anladıklarını anladıkları şekilde anlatabilirler. Bu nedenle önemli olan insanın direkt hitap etmesi gereken kişiyle karşı karşıya gelmesidir. Konuşmalarda dikkat edilmesi gereken karşı tarafın anlayacağı, açık bir şekilde konuşmak, asla yargılamamak, kendi düşünce ve duygularınızdan bahsetmek ve karşınızdaki kişinin yerine kendinizi de koyabilmek yani empati yapabilmektir.
Her insanın içinde bir cevher saklıdır. Bunu çıkartmak ve harekete geçirmek tamamen insanın elindedir. İşe önce kişi kendini tanımakla başlamalıdır. Bunun için psikoterapi fayda sağlar. Kendini tanıyıp keşfettikçe belki de kendini sevecek ve yıllardır bu güzelliği ortaya çıkartmadığı için kendine kızacaktır. Ancak zararın neresinden dönülürse kardır sözünde olduğu gibi bu bir keşfetme süreci. Ayrıca edinilen bir tecrübe de var olduğu düşünüldüğünde bu durumdaki bir kişinin neler hissettiğini ve yaşadığını iyi biliyorsunuz demektir.. Do layısıyla sizde bir başkasına örnek teşkil edebilirsiniz.Belki de bir gün hiç ummadığınız bir yerde ummadığınız şekilde birilerini hayata döndürebilir yaşama sevinci verebilirsiniz. Bunun için mucize insan olmaya gerek yok!!
Duygularınızın yoğunluğu altında eziliyorsanız, siz duygularınızı değil, duygularınız sizi kontrol etmeye başlamış durumdadır ve genellikle de olumsuz duygular. Bunun çözümü tamamen duygularınızı tanımak ve sizi yoran olumsuz duygularla başetmekten geçer. Korkulan durumdan kaçma davranışı sosyal fobinin en belirgin özelliğidir.Bu durum tamamen bir sosyal yalnızlığa yol açabilir. Dolayısıyla iletişimi başlatan taraf olmanızı tamamen engeller, değil iletişim başlatan taraf olmak ; iletişim kurmaya çalışmak dahi büyük acı verir insana. Bu acı karşısında acıdan kaçınabilmenin yolu tepki vermektir. Ancak kişi bazen bu durumda öfke tepkisi verir ki bu zayıf olduğunuzu özde kabul etmeme duygusunun dışarı farklı bir vurumudur. Kendinize acınmasını istemediğiniz için böyle bir tepki verirsiniz. Yani gerçekte kendinize olan kızgınlığınızı bir anlamda karşı tarafa yüklersiniz. Bu yüklenen tarafta genellikle aileler olur. Çünkü her şeye rağmen aileler çocuklarının davranışlarını dışarıdaki insanlara göre daha iyi tolere edebilirler. Elbetteki bu yaşantılar şekillendirilmeli ve detaylı konuşulmalıdır. Psikoterapi kişinin hayatı farklı yönleriyle de görmeniz de yardımcı olan ve hedefe yürümenizi sağlayan son derece faydalı bir tekniktir.
Etiketler: duygular, psikoterapi
01 Nisan 2008, 16:49 tarihinde.
Ne kadar güzel yazıyorsunuz.Ama karşılaştığım kişilerin davranışları hiç te sizin dediklerinizi ile uyuşmuyor.Anlatayım: Şu anda 64 yaşındayım.Bugüne kadar birkaç kez gittim.Sizin bu güzel güzel anlattığınız gibi dinleyebilen doktora rastlamadım.Çalan telefonuna bakanlar mı, esneyenler mi , yani adamın dinlemediği o kadar açık belli oluyor ki , apaçık göryürsunuz,böyle bir kişi ile nasıl iletişim kuracaksınız.İkincisi de verilen ilaçlar o kadar ağır ki
kullanılması mümkün değil ayni zaman da kaygılarınızı anlattığınız anda hemen reçeteye uzanıyorlar.Allah aşkına nasıl yetişiyor bunlar,nasıl eğitim alıyorlar ki karşılarına kim gelirse gelsin ağır hasta muamelesi yapıyorlar.’Hayatı farklı yönleri görmek’ ne mümkün, rahatsız olarak oradan ayrılıyorsunuz.Aynı şeyi size de soruyorum: Niçin insanları illa da hasta olarak görüyorsunuz ?(Tabii muayenehanenizde,medya da farklısınız)
Sizi tanımıyorum, bu betimlemelerim tabi ki sizin şahsınız ile ilgili değil.Ama siz de aynı tedrisattan geçtiğinize göre niçin farklı olasınız ki ?Saygılarımla,
02 Nisan 2008, 17:39 tarihinde.
Bireysel farklılıklar olması gerekendir, nasıl ki 5 kardeşin 5i bir değilse terapistlerin de biri birdiğerinden farklıdır. Bu daha çok bakış açısı ve uyguladığı teknik ya da kişisel özellikleriyle ilgilidir. Eğer kişi karşısındakine kendine davranılmasını istediği gibi davranıyorsa olumlu bir iletişim mutlaka kurulacaktır. Terapide danışan kişi özellikle hissettiğini aktarmalı, terapist ise iyi dinleyen anlayan, empati kurabilen ama mantığını devrede tutan olmalıdır. Tedavinin ilk adımı güven ile atılır karşılıklı güven ve saygı ortamı kurulursa tedavi de başarıya ulaşır. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş derler ama benim önerim yoğurt faydalıysa yemekten vazgeçmeyin ancak yiyeceğiniz yeri iyi seçin. Saygılarımla.
05 Nisan 2008, 20:35 tarihinde.
‘Yiyeceğiniz yeri iyi seçin’
Sn Yıldız Burkovik,
Seçim yapılabilmesi için hepsinin denenmesi lazım.Bu nasıl mümkün olabilir ki ? Yani dediğim gibi bütün sözler ‘medyatik’ yani gerçekçi değil. Lütfen içten olun.’Terapist ise iyi dinleyen anlayan, empati kurabilen ama mantığını devrede tutan olmalıdır’ UF ki uf ! Ne kadar kolay olduğunu sanıyorsunuz da böyle iri laflar ediyorsunuz. Bu bile sizin ne kadar deneyimsiz bir insan olduğunuzu gösteriyor.Bana kızmayın, çünkü gerçekleşmesi son derece güç,çok büyük laflar, sözler bunlar.Benim beklediğim yalnızca sorumluluğunu bilsin yeter.Var mı böyle bir insan ?
07 Nisan 2008, 11:46 tarihinde.
Akgün bey düşüncelerinizi saygı ile karşılıyorum en güzel şey hayatta düşüncelerin aktarılması ve duyguların paylaşılmasıdır, içinde öfke de olsa kırgınlıklar da olsa önemli olan paylaşmaktır. Sadece hakaret olmamalıdır, yargılama olmamalıdır. İşte o zaman gerçek iletişim başlar. İnternetten düşündürücü bir mail gelmişti önyargı hakkında sizinle ben de onu paylaşmak isterim:
ÖNYARGI INSAN ILISKILERINDE BIR ZEHIR:
ÖNYARGI
Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz ? Bu sorunun yanıtını vermeden önce aşağıdaki soruyu okuyun.
Şimdi bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuzda sonucu etkileyecek. İşte 3 aday hakkındaki gerçekler:
1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara danışıyor. İki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10 bardak martini içiyor.
2. aday: İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyur. Üniversitede iken uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 lt viski içiyor.
3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı, vejeteryan, sigara içmiyor. Nadiren bira içer ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmamış.
Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu? Önce karar verin kopya çekmek yok, daha sonra aşağıdaki yanıta bakın!
1. aday: Franklin D. Roosevelt
2. aday: Winston Churchill
3. aday: Adolf Hitler ve bu arada… Kürtaj sorusuna eğer evet cevabı verdiyseniz , BEETHOVEN’ İ ÖLDÜRDÜNÜZ!!!!
09 Nisan 2008, 00:11 tarihinde.
Yıldız hanım,
Vermiş olduğunuz örnek (sekiz çocuğu özürlü,kendisi de firengili anne) o kadar akıl dışı ki ne diyeceğimi şaşırdım.Diğeri de dünya lideri seçme olarak verdiğiniz örnek;bakın ben sizi bir psikolog olduğunuz sanıyordum.Yani üniversite bitirmiş, yani bilim ile yetişmiş bir kişi.Karşınıza sıradan, normal insanların geldiğini ve sizlerin de onların sıkıntılarını gidermede yardımcı olabileceğinizi sandığım uzmanl.Daha önce de dediğim gibi en ağır ilaçları yazan kişiler olarak aslında bu verdiğiniz örneklere şaşırmamam gerekirdi. Artık herhangibir şey yazmayacağım.Hoşça kalın.
09 Nisan 2008, 08:55 tarihinde.
Akgün bey bu örnekleri ben kendim bulmadım internetten gelen düşündürücü bir örnek olduğunu yazdım ön yargı hakkında. Ancak siz hakaret etme yolunu maalesef ki tercih ediyorsunuz, daha fazla yazı kirliliğine sebebiyet vermemek konusunda sizinle yazmamak konusunda hem fikirim. Bu arada bir psikolog ilaç yazmaz psikiyatrist ilaç yazar bilgisini de eklemek isterim. Herşeye rağmen kişilere daha ön yargısız bakabilmenizi ve mutluluğu elinizde sıkı sıkıya tutup sağlıklı huzur dolu bir yaşam geçirimenizi dilerim.