<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eSosyal Fobi &#187; Sosyal Fobi</title>
	<atom:link href="http://www.esosyalfobi.com/category/sosyalfobi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.esosyalfobi.com</link>
	<description>Sosyal Fobi Kaçınma Korku Kaygı Tedirginlik Çekinme (Yıldız Burkovik -www.burkovik.com)</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Mar 2010 21:22:31 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>SOSYAL FOBİ BİLGİLENDİRME</title>
		<link>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobi-bilgilendirme/</link>
		<comments>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobi-bilgilendirme/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 07:34:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psk. Yıldız Burkovik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.esosyalfobi.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Sosyal Fobi&#8221; konulu bilgilendirme toplantısı

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object id="player" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="315" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="player" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="flashvars" value="file=http://www.psikoyorum.tv/videosmca/iyibak_091117.flv&amp;image=http://www.psikoyorum.tv/img/vid-preview.gif" /><param name="src" value="http://www.psikoyorum.tv/swf/player-viral.swf" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="player" type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="315" src="http://www.psikoyorum.tv/swf/player-viral.swf" allowfullscreen="true" flashvars="file=http://www.psikoyorum.tv/videosmca/iyibak_091117.flv&amp;image=http://www.psikoyorum.tv/img/vid-preview.gif" allowscriptaccess="always" name="player"></embed></object><br />
<strong>&#8220;Sosyal Fobi&#8221; konulu bilgilendirme toplantısı</strong></p>
<p><object id="player" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="315" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="player" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="flashvars" value="file=http://www.psikoyorum.tv/videosmca/Bilgilendirme_Toplantilari_080524.flv&amp;image=http://www.psikoyorum.tv/img/vid-preview.gif" /><param name="src" value="http://www.psikoyorum.tv/swf/player-viral.swf" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="player" type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="315" src="http://www.psikoyorum.tv/swf/player-viral.swf" allowfullscreen="true" flashvars="file=http://www.psikoyorum.tv/videosmca/Bilgilendirme_Toplantilari_080524.flv&amp;image=http://www.psikoyorum.tv/img/vid-preview.gif" allowscriptaccess="always" name="player"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobi-bilgilendirme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALIŞVERİŞ HASTALIĞI KONUSU ÜLKE TV DE</title>
		<link>http://www.esosyalfobi.com/alisveris-hastaligi-konusu-ulke-tv-de/</link>
		<comments>http://www.esosyalfobi.com/alisveris-hastaligi-konusu-ulke-tv-de/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 00:12:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psk. Yıldız Burkovik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.esosyalfobi.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Alışveriş tutkusunun ne zaman hastalığa dönüştüğü ve dürtüsünü engelleyemeyenlerin yaşadıkları sosyal ve psikolojik sorunlar ile kredi kartlarının bu dürtüyü ne yönde etkilediği, neden kişinin karşı koyamadığı, hangi stresli durumların tetiklediği ve nasıl tedavi edildiğini Uzm Psikolog Yıldız Burkovik ve Uzm Dr Semra Kaya Baripoğlu bu akşam ÜLKE TV&#8217;de &#8216;İyi Bak Kendine&#8217; programında Uğur Canbolat&#8217;a değerlendirecek. 
Alışveriş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Alışveriş tutkusunun ne zaman hastalığa dönüştüğü ve dürtüsünü engelleyemeyenlerin yaşadıkları sosyal ve psikolojik sorunlar ile kredi kartlarının bu dürtüyü ne yönde etkilediği, neden kişinin karşı koyamadığı, hangi stresli durumların tetiklediği ve nasıl tedavi edildiğini Uzm Psikolog Yıldız Burkovik ve Uzm Dr Semra Kaya Baripoğlu bu akşam ÜLKE TV&#8217;de &#8216;İyi Bak Kendine&#8217; programında Uğur Canbolat&#8217;a değerlendirecek. <span id="more-118"></span></h4>
<p>Alışveriş ne zaman hastalık halini alır? Kişi bu isteğini neden kontrol altında tutamaz? İhtiyaç olmadığı halde aynı üründen onlarca alan kişilerin yaşadığı duygu durumlar nelerdir? Kontrolsüz alışveriş kişide nasıl gelişir? Öğrenilen yanı var mıdır? Alışveriş hastası olan kişi alışveriş öncesinde ne gibi gerilimler yaşar? Alışveriş sonrasında rahatlar mı? gibi soruların cevaplarını uzmanlar bu akşam İyi Bak Kendine programında Uğur Canbolat&#8217;a değerlendirecekler.<br />
Alışveriş yapan kişi kendisi dışında başkalarına da hediyeler alır mı? Alışverişin zevk tuzaklarına düşmemek için neler yapılabilir? Büyük alışveriş merkezlerinin alışveriş dürtüsünü tetikleyen müzikler kullanılmasının etkisi nedir? Statü ve gösteriş için alışveriş yaparlar mı? Başlama yaşı nedir gibi konuları bu akşam etraflıca ele alacak olan İyi Bak Kendine programının konukları Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi&#8217;nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Semra Baripoğlu ve Uzman Psikolog Yıldız Baripoğlu olacaklar.Alışveriş hastası kişilerde benlik algısı düşük müdür, kişi alışveriş yapmadığı zaman kendini bitmiş ve çökkün hisseder mi, tolerans gelişir mi, başka hastalıklar eşlik eder mi, tedavisinde ilacın ve terapinin etkisi nedir gibi konuların ele alınacağı programda canlı bağlantılar ile seyirci soruları alınacak, &#8216;iyibakkendine@ulketv.com.tr&#8217; adresine gelen e posta soruları da stüdyo konuğu uzmanlar tarafından cevaplandırılacak. 0216 633 06 96 nolu danışma hattını arayıp isim ve sorusunu bırakanlara da cevap verilecek.<br />
Uzm Psikolog Yıldız Burkovik&#8217;in hazırladığı Öneriler:</p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>ALIŞVERİŞ HASTALIĞI; KONTROLSUZ OLARAK ALIŞVERİŞ YAPMA DURUMU OLUP DÜRTÜSEL BİR DAVRANIŞ ŞEKLİDİR. DÜRTÜLERİNİ KONTROLDE ZORLANMAK TEDAVİ GEREKTİRİR. </strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>ALIŞVERİŞ YAPMAK KİŞİYE KEYİF VERİR ANCAK KEYİF SONRASI PİŞMANLIK DUYMAK BİR ŞEYLERİN YOLUNDA GİTMEDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR.PİŞMANLIĞA İLAVE OLARAK KAYGI VE İÇ SIKINTISI YOĞUN İSE DURUP DÜŞÜNMELİSİNİZ VE ETRAFINIZDAKİ KİŞİLERİN DAVRANIŞ ŞEKLİNİZ HAKKINDAKİ SÖZLERİNE, TEPKİLERİNE BAKMALISINIZ!</strong></span></p>
<p> <span style="font-size: small;"><strong>İHTİYACI OLANIN, İHTİYACI OLDUĞU KADARINI ALMASI EN GÜZELİDİR. EĞER ALINANLARIN SAYISINI ABARTIYORSANIZ, ALIŞVERİŞ ŞEKLİNİZİN SİZİ BOŞLUKTAN KURTARMASINI BEKLERKEN DAHA ÇOK BOŞLUĞA DÜŞÜYORSANIZ RAHATSIZSINIZDIR. MUTLAKA TERAPİ DESTEĞİ ALMALISINIZ. </strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>YALNIZLIĞIN ÇÖZÜMÜ ÖZGÜVENİNİZİ ARTTIRMANIN YOLU ABARTILI ALIŞVERİŞTEN GEÇMEZ. ÖNEMLİ OLAN KENDİNİZİ ANLATABİLMEK VE SORUN ÇÖZME BECERİSİNİ KAZANMANIZ İÇİN YAPACAKLARINIZI ÖĞRENMENİZDİR. </strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>ALIŞVERİŞ YAPMA KARARINI BEYNİN ÖN BÖLGESİ ALIR,ALINACAK ÜRÜNÜN RENGİNİ, BİÇİMİNİ VE KALİTESİNİ FARKLI BÖLGELER TESBİT EDER. DOĞRU VE YERİNDE ALIŞVERİŞ BU BÖLGELERİN UYUMLU ÇALIŞMASIYLA OLUR. UYUMSUZLUK KARARSIZLIKLARI AÇIĞA ÇIKARTIR, KARARSIZLIK NEDENİYLE BÜTÜN ÜRÜNLER ALINIR. BU DURUMDA PSİKİYATRİST VE PSİKOLOG İŞBİRLİĞİ İLE YAPILAN TEDAVİLERDE SONUÇLAR OLUMLU OLMAKTADIR. GÖZ ARDI ETMEYİN VE MUTLAKA TEDAVİ İÇİN KENDİNİZİ ÖNE ALIN! </strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.esosyalfobi.com/alisveris-hastaligi-konusu-ulke-tv-de/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SOSYAL FOBİ VE BEDENSEL TEPKİLER</title>
		<link>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobi-ve-bedensel-tepkiler/</link>
		<comments>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobi-ve-bedensel-tepkiler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 08:50:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Alper Evrensel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobi-ve-bedensel-tepkiler/</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object id="player" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" name="player" width="400" height="315"><param name="movie" value="http://www.psikoyorum.tv/swf/player-viral.swf" ></param><param name="allowscriptaccess" value="always" ></param><param name="flashvars" value="file=http://www.psikoyorum.tv/videosmca/Psikoyorum_090204.flv&#038;image=http://www.psikoyorum.tv/img/vid-preview.gif"><embed type="application/x-shockwave-flash" id="player2" name="player2" src="http://www.psikoyorum.tv/swf/player-viral.swf" width="400" height="315" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" flashvars="file=http://www.psikoyorum.tv/videosmca/Psikoyorum_090204.flv&#038;image=http://www.psikoyorum.tv/img/vid-preview.gif"></embed></param></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobi-ve-bedensel-tepkiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TRAVMA VE EMDR</title>
		<link>http://www.esosyalfobi.com/travma-ve-emdr/</link>
		<comments>http://www.esosyalfobi.com/travma-ve-emdr/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 08:16:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psk. Yıldız Burkovik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.esosyalfobi.com/2009/02/03/travma-ve-emdr/</guid>
		<description><![CDATA[Psikoyorum’da bu akşam  TRAVMA VE EMDR konuşulacak
SKYTURK ekranlarında canlı olarak yayınlanan Psikoyorum 950. kez izleyicisi ile buluşuyor. Ruh sağlığı ve hastalıkları alanındaki her konuyu konunun uzmanları ile ele alan Psikoyorum bu akşam Travma ve EMDR tedavisini işliyor. Sunuculuğunu Uzman Klinik Psikolog Yıldız Burkovik’in yaptığı programın konukları Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Semra Kaya Baripoğlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psikoyorum’da bu akşam  TRAVMA VE EMDR konuşulacak</p>
<p>SKYTURK ekranlarında canlı olarak yayınlanan Psikoyorum 950. kez izleyicisi ile buluşuyor. Ruh sağlığı ve hastalıkları alanındaki her konuyu konunun uzmanları ile ele alan Psikoyorum bu akşam Travma ve EMDR tedavisini işliyor. Sunuculuğunu Uzman Klinik Psikolog <strong>Yıldız Burkovik</strong>’in yaptığı programın konukları Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı <strong>Semra Kaya Baripoğlu</strong> ve Uzman Psikolog Dr. <strong>Ercüment Doğan</strong> olacaklar.<br />
Travma nedir?<br />
Travma kişinin hayatını nasıl etkiler?<span id="more-67"></span><br />
Travmaya karşı kişi ne gibi savunma mekanizmaları geliştirir?<br />
Travma çözülmezse kişi bunun yükünü taşıyabilir mi?<br />
Travma yaşanan çevrede yaşamak kişiye ne gibi sıkıntılar yaşatır?<br />
Yakın çevrenin neden olduğu travmalarda durum nasıl aşılabilir?<br />
Çözülmemiş travmaların bedeli nedir?<br />
Travma ile beraber ve sonrasında hangi psikiyatrik sorunlar gelişir?<br />
Travma tedavisinde neler yapılır?<br />
Travma tedavisinde ilacın ve psikoterapinin yeri nedir?<br />
Travma tedavisinde EMDR nin değeri nedir? gibi sorulara cevap aranacak.<br />
 <br />
Yapımcılığını <strong>Ersin Turan</strong>, Koordinatörlüğünü <strong>Uğur İlyas Canbolat</strong>’ın yaptığı Psikoyorum bu gece saat 00.15 de canlı olarak ekrana gelecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.esosyalfobi.com/travma-ve-emdr/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK KORKULARI</title>
		<link>http://www.esosyalfobi.com/cocuk-korkulari/</link>
		<comments>http://www.esosyalfobi.com/cocuk-korkulari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 16:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canbolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.esosyalfobi.com/2008/11/12/cocuk-korkulari/</guid>
		<description><![CDATA[ Aynur Sayım
 Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi/ Uzman Çocuk Psikologu
 Çocuk için korku, bilinmeyene karşı verdiği duygusal tepkiyi ifade eder.Normal gelişim   sürecinde çocukta korkular olması doğaldır.Savunma mekanizmalarının gelişmesi açısından da  gereklidir.
 Tabii çocuğun ne tip bir korku  yaşadığı, korkunun derecesi ve nedenlerini iyi analiz etmek ve aileyi  doğru yönlendirmek gereklidir.
Bebeklik dönemlerinde ani ses, ani uyaran ve tanımadığı kişilerden korkan bebek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img align="left" src="http://www.npistanbul.com/uploadsmca/YLZ_1510.jpg" /> Aynur Sayım<br />
</strong> Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi/ Uzman Çocuk Psikologu</p>
<p> Çocuk için korku, bilinmeyene karşı verdiği duygusal tepkiyi ifade eder.Normal gelişim   sürecinde çocukta korkular olması doğaldır.Savunma mekanizmalarının gelişmesi açısından da  gereklidir.<br />
 Tabii çocuğun ne tip bir korku  yaşadığı, korkunun derecesi ve nedenlerini iyi analiz etmek ve aileyi  doğru yönlendirmek gereklidir.<br />
Bebeklik dönemlerinde ani ses, ani uyaran ve tanımadığı kişilerden korkan bebek, sonraki <a href="http://images.google.com/imgres?imgurl=http://img201.imageshack.us/img201/1130/mutlulukolsunocuklarnadji6.jpg&amp;imgrefurl=http://www.bydigi.net/ilginc-resimler/274329-cocuklarimiz-anlamli-bi-calisma.html&amp;h=697&amp;w=800&amp;sz=161&amp;hl=tr&amp;start=8&amp;um=1&amp;usg=__30SJoNxWUylCDDN6TloRG37kEtQ=&amp;tbnid=rJsYc3tCnW9TxM:&amp;tbnh=125&amp;tbnw=143&amp;prev=/images%3Fq%3D%25C3%2587OCUK%2BVE%2BKORKU%26um%3D1%26hl%3Dtr%26rls%3Dcom.microsoft:tr:IE-SearchBox%26sa%3DN"><img align="right" width="143" src="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:rJsYc3tCnW9TxM:http://img201.imageshack.us/img201/1130/mutlulukolsunocuklarnadji6.jpg" height="125" style="border: 1px solid" /></a>dönemlerde yeni karşılaştığı kişi ve durumlara karşı korku tepkisini gösterebilir.<br />
Doktor, dişçi korkusu, hayvan korkusu, zarar görme korkusu, okul korkusu, anne-babaya-kendisine bir şey olacak korkusu gibi korkular yaşayabilir.<span id="more-38"></span><br />
Korkular fobiye dönüşebilir. Fobi, korkunun, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyen, bu anlamda kontrolden çıkmış halidir.Çocuklarda da sosyal fobi, okul fobisi, karanlık ,doğal afetler, hayvan, kapalı alan ( asansör vb. ) , yalnız kalma gibi alanlarda daha çok görüldüğü bilinmektedir.</p>
<p><strong>Korkular nasıl oluşur ?</strong></p>
<p>- Yapılan eğitim ve tutum  hataları nedeniyle (yemeğini yemezsen doktor amca iğne yapar,uzaklaşırsan çingeneler seni  kaçırır, sözümü dinlemezsen teyze sana kızar  vb… )<br />
- Korumacı tutumlara sahip anne-babaların çocukları bireyselleşme sorunu yaşayabileceği için, çocuk,  okula başlama döneminde ayrılma anksiyetesi yaşayabilir.Okula uyumda ciddi sıkıntılar yaşayabilir.<br />
- Çocuktan, yapabileceğinden fazlası beklenirse veya aile çocuğun başarılı olmasını çok önemsiyorsa ve bu konuyu çok vurguluyorsa ,  performans kaygısı oluşabilir.Özellikle okulda sınav kaygısı , başarısız olma korkusu yaşayabilir, dersler dışında da ailenin fazla uyarısı varsa çocukta hata yapma korkusu ortaya çıkabilir. )</p>
<p>- Çocuk ani bir korku yaşamıştır, gerçekten zarar görmüştür ya da istenmeyen bir olaya şahit olmuştur (köpek ısırması, eve hırsız girmesi, trafik kazası, adam öldürülmesi , deprem vb……. ) bu  olay ve kişilerden korku oluşabilir.</p>
<p>- Ebeveynlerin anksiyetesi yüksekse, takıntıları varsa, aynı korkular anne-babada varsa, sürekli felaket senaryolarından bahsedilen bir evde çocukta korkular oluşabilecektir.Bu durum çocukta model almaya ve çocuğun olay ve insanlara temkinli yaklaşmasına neden olacaktır.</p>
<p>Korkular normaldir ama çocuğa zarar verecek boyutta ise mutlaka bir uzman yardımı alınması gerekir.Çocuk psikiyatristi ve psikoloğu ile işbirliği yapılmalıdır.<br />
Çocuğun verdiği sinyalleri bilinçli bir şekilde değerlendirmek gerekir.Önemsememek, nasıl olsa geçer yaklaşımı, alay etmek, çocuğu yargılamak ya da fazla yüklemek( sen erkek adamsın, korkmaman lazım ) gibi yaklaşımlar sorunu çözme ötesinde, varolan sorunu artırır.</p>
<p>Aileler, hangi korkuların normal, hangilerinin yardım alınması gereken boyutta olduğunu iyi gözlemeliler ve bahsedilen tutum hatalarını yapmamalılar…..<br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.esosyalfobi.com/cocuk-korkulari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SOSYAL FOBİDE PSİKİYATRİK VE PSİKOTERAPÖTİK YAKLAŞIMIN ETKİSİ</title>
		<link>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobide-psikiyatrik-ve-psikoterapotik-yaklasimin-etkisi/</link>
		<comments>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobide-psikiyatrik-ve-psikoterapotik-yaklasimin-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Apr 2008 08:52:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psk. Yıldız Burkovik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.esosyalfobi.com/2008/04/10/sosyal-fobide-psikiyatrik-ve-psikoterapotik-yaklasimin-etkisi/</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal fobi kaygı uyandıran bir rahatsızlık olduğundan psikolojik yardım kesinlikle fayda sağlayıcıdır. Eğer bu durum beyin kimyasında bir bozulmaya sebebiyet verdiyse ilaç kullanılması için psikiyatriste mutlaka başvurulmalıdır. Aynı zamanda bu sıkıntı depresyona veya panik duygusuna da sebebiyet verip başka psikolojik rahatsızlıklar da üzerine eklenebilir. Psikoterapi ile birlikte bu durum gittiğinde kesinlikle kişi kendini kontrol altına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman"><st1 ProductID="Sosyal fobi" w:st="on"></st1><img align="left" width="376" src="http://www.psikoaktuel.com/UserFiles/Image/2-Menu%20-%20Grupla%20Terapi.jpg" height="246" style="width: 224px; height: 115px" />Sosyal fobi kaygı uyandıran bir rahatsızlık olduğundan psikolojik yardım kesinlikle fayda sağlayıcıdır. Eğer bu durum beyin kimyasında bir bozulmaya sebebiyet verdiyse ilaç kullanılması için psikiyatriste mutlaka başvurulmalıdır. Aynı zamanda bu sıkıntı depresyona veya panik duygusuna da sebebiyet verip başka psikolojik rahatsızlıklar da üzerine eklenebilir. Psikoterapi ile birlikte bu durum gittiğinde kesinlikle kişi kendini kontrol altına alabilir, sosyal çevre içinde daha huzurlu ve mutlu olabilir. Düşüncesiyle bedenini kontrol etmeyi öğrendiğinde daha da güçlü olup gerçek potansiyelini ortaya koyabilirler. Tedavi süreci kişiden kişiye değişir.<span id="more-10"></span> Tedavide en önemli olan istikrarlı olmaktır. Tedaviyi sadece ilaca bırakmamak gereklidir. İleride ilaç kullanımı kesildiğinde yeniden ilaçlara dönmemek için kişi mutlaka kendi kontrolünü öğrenmelidir. Bunun içinde yöntemler vardır. Nefes çalışmaları vb…Ayrıca <span>tedavi sürecinde </span>bireysel<span> psikoterapi teknikleri ve </span>grup terapisinin<span> yanı sıra </span>psikodrama<span>dan da faydalanılır. Psikoterapiye başlanacak kişinin kendi isteğiyle terapiye gelmesi ve kendindeki birtakım özellikleri fark edip kendini tanıması ve değerlendirmesi, zarar veren özellikleri değiştirebilme ve bunlarla baş etme isteğinin olması önemlidir. Psikoterapi sürecinde bireyin yakın çevresindeki kişiler de gerektiğinde terapiye dahil edilebilir. Yakın çevrenin desteği son derece önemlidir. Ayrıca bilgisayarla uygulanan teknikler de faydalıdır. Özellikle Nörobiofeedback tekniği fayda sağlar. Kişinin beyin dalgalarını bilgisayarda görmesiyle geriliminin azaltılmasına ve gevşemesine dayanan </span>Neuro-Biofeedback <span>(sinir geribildirimi) ile gevşeme yöntemleri uygulanır.<span>  </span>Biofeedback, kişinin stresin bedensel belirtilerine yönelik farkındalığını arttırarak bu belirtileri kontrol etmesine, bir anlamda da psikolojik olarak gevşeyip rahatlamayı öğrenmesine yardımcı bir tekniktir. Bu amaçla geliştirilmiş en etkin yöntemlerden biri olan Neuro-Biofeedback’te, bilgisayar ortamında beyin dalgalarının gözlemlenmesi ve kişinin bunları geribildirim aracı olarak kullanması sağlanabilmektedir. Öncelikle beynin biyoelektrik haritası çıkarılır, stresli çalışan alanları belirlenir. İkinci aşamada Neuro-Biofeedback cihazının elektrotları stresli alanlara takılır. Bilgisayar ekranında beyin dalgaları görüntülenir. Üçüncü aşamada kişiye beyin gücünü kullanarak rahatlık ve/veya aktiflik dalgalarını arttırabilmesi öğretilir. Bunların öncesinde kişinin kas gerginliği, vücut ısısı ve kalp atış hızı da önemlidir. Bunu sensörler aracılığıyla biofeedback ile kişi ekranda görebilir ve düzenleyebilir. Nefesindeki bozulmalar da son derece önemlidir bunu da aynı şekilde respirasyonu izlemek için kullanılan diyaframa gelecek şekilde takılan bir kemer vasıtasıyla kişi ekranda görebilir ve nasıl düzeltebileceğini öğrenir. Önemli olan her zaman sağlıklı nefes alıp vermeyi sağlayabilmektir, bunun sağlanmasıyla kişiler kaygı esnasında bozulan nefesi de kısa sürede , diyaframdan sağlıklı biçimde alıp verme yönünde kullanabilmeyi öğrenirler. <span> </span>Dolayısıyla bu yöntemde öncelikli olarak<span>  </span></span>doğru nefes alıp vermeyi öğrenmek<span> gereklidir. Ayrıca düzenli olarak egzersizlerin yapılıp alışkanlık kazanılması gerekmektedir. Bireysel psikoterapi ve gevşeme egzersizleri ile birlikte kullanılan Neuro-Biofeedback tekniği ile; kişiye özel opsiyonel ayar yapabilme imkanından yararlanılabilir. Kişiye<span>  </span>rahatsızlığıyla ilgili farkındalık kazandırmak, motivasyonunu arttırmak, bireysel psikoterapide kazandığı davranış değişikliklerinin beyninde ne tür bioelektriksel görünüm kazandığıyla ilgili geribildirim vermek suretiyle düşüncelerine hakim olabilme yeteneği kazandırılır. <o></o></span></font><span><o></o><font face="Times New Roman"> </font></span><span><o></o><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-fobide-psikiyatrik-ve-psikoterapotik-yaklasimin-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Kaygı</title>
		<link>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-kaygi/</link>
		<comments>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-kaygi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 09:12:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psk. Yıldız Burkovik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neurobiofeedback]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal fobi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal kaygı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.esosyalfobi.com/2008/04/01/sosyal-kaygi/</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal fobi diye adlandırılan sosyal kaygı ; insan hayatının akışını ve duygu durumunu derinden etkileyen, gündelik hayatın gerekliliklerini kabusa dönüştüren,sosyal ortamlarda açığa çıkan bir korku, kaygı duygusudur. Özellikle kişinin performans gerektiren bir iş ile meşgulken başkaları tarafından incelenmesi durumunda açığa çıkan diğer kişiler tarafından eleştirilme, alay edilme endişesi, küçük düşme korkusudur. Sosyal fobi kadınlarda da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.esosyalfobi.com/wp-content/uploads/2008/09/sosyalkaygi.jpg" onclick="return false;" title="Dosyaya direk bağlantı"><img src="http://www.esosyalfobi.com/wp-content/uploads/2008/09/sosyalkaygi.thumbnail.jpg" alt="Sosyal Kaygı" align="left" width="80" height="128" /></a>Sosyal fobi diye adlandırılan sosyal kaygı ; insan hayatının akışını ve duygu durumunu derinden etkileyen, gündelik hayatın gerekliliklerini kabusa dönüştüren,sosyal ortamlarda açığa çıkan bir korku, kaygı duygusudur. Özellikle kişinin performans gerektiren bir iş ile meşgulken başkaları tarafından incelenmesi durumunda açığa çıkan diğer kişiler tarafından eleştirilme, alay edilme endişesi, küçük düşme korkusudur. Sosyal fobi kadınlarda da erkeklerde de görülebilir. Kadınlarda daha sık görülmekle birlikte sosyal fobi yüzünden doktora başvuranlar daha çok erkeklerdir. Kadınlar, özellikle çalışmayan kadınlar zamanlarının çoğunu evde geçirdikleri için belirtiler açığa çıkmayabilir. Daha fazla&#8230;Erkekler ise çalışma hayatının; yani sosyal hayatın sürekli içinde olmak durumunda kaldıklarından belirtiler gözle görünür hale gelir.<br />
<span id="more-8"></span>Çalışmak sosyal hayatın içinde olmayı gerektirdiği için çalışan kadın da bu tehditle yüz yüzedir ve sosyal fobinin belirtilerini daha belirgin olarak hisseder. Bekâr veya boşanmış kişiler ile yüksek eğitimlilerde sosyal fobi daha sık görülmektedir. Kişiler arası iletişim, konuşma, bilgi alış verişi gibi olaylar sosyal yaşamın olmazsa olmazlarıdır. Aile, arkadaş ya da iş arkadaşlarıyla yapılan toplantılar, çeşitli seminerler, iş yemekleri vs. kişinin hayatını çekilmez hale getiriyorsa ortada bir problem olduğunu kabul etmek gerekir. Sosyal fobik özellikleri olan kişiler özde aşırı mükemmeliyetçidirler ve hata yapma ihtimalini asla kabul etmezler. Hata yapmamak adına en ufak bir kusurda ya da eksikte geri döner, yaptıkları işten vazgeçerler. Bir işi yapamayacaklarını düşündükleri takdirde en kolay yolu seçerler: Ya hep, ya hiç yolunu. Yapamayacaklarını düşündükleri işlerle bir daha asla ilgilenmezler, tüm kapılarını kaparlar. Bu, aslında “Ben en mükemmeli yapmalıyım ve herkes beni beğenmeli, benimle gurur duyulmalı, parmakla gösterilmeliyim” şeklinde düşünmelerinden ileri gelir. Bu nedenle kaygı düzeyi artar, kaygı düzeyini arttıran ise “Başaramama korkusu” dur.Kaygı düzeyinin yükselmesi beyindeki stres hormonları salgısını arttırır ve aşırı derecede salgılanan stres hormonları öğrenme yeteneğini geriletir. Bunun sonucunda daha da fazla korku açığa çıkar.”[1] Stres durumunda sinapslarımızın normal işleyişi bozulur. Stres hormonları dediğimiz adrenalin ve noradrenalin oranı yükselir. Dolayısıyla bir hücreye ulaşan uyarılar bir diğerine geçemez. İşte bu an, bizim hatırlayamadığımız andır, düşüncelerimiz bloke olur. Yapılan araştırmalara göre sosyal fobik davranışların sinir sisteminin dopamin ve serotonin sistemleri ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca korkular kişinin otonom sinir sistemini uyararak kalp üzerinde aşırı zorlanmaya, kalp spazmına ve hatta beslenme bozukluğuna ve bağırsak spazmlarına kadar tüm bedende çeşitli bozukluklara sebep olur.Tüm bozulmalar nedeniyle düşüncelerin bloke olmasıyla da oluşan bu kapanma sadece yüz yüze konuşma esnasında gerçekleşmez. Bazen bir kişinin sesi duyulduğunda da görülebilir. Bu nedenle bazı sosyal fobikler için telefonla konuşmak da zorlayıcıdır. Sanki nefes alıp verirken zorlanır gibi bir halde olan, heyecanlı ve titreyen bir sesle konuşan kişi kendi sesini duydukça daha çok kaygılanır. Bu durumu karşıdaki kişiye aksettirmeme çabası endişe düzeyini daha da yükseltir. Ses titremesine çoğu zaman el titremesi de eşlik eder. Aslında en önemli durum düşüncenin işleyişindeki hızlanma sürecidir. Kişi sürekli yorum yapmaya başlar ve yorumlar olumsuzdur. Bir sosyal fobiğin düşünce zinciri olumsuz düşüncelerle harekete geçer. Kişi kendisini büyük bir zincirle bağlar ve o zincirin gidebildiği yere kadar gider. Yani durmadan kendi içinde döner, hareket edemez; yalnızca endişe duyar, tedirgin olur. Elbette ki bu hissiyatın içindeki kişi performans göstermesi gereken bir durumla karşılaştığında daha da çok kaygı duyar ve ani tepkiler göstermeye başlar. Herhangi bir alarm altında en çok yaşanılan durum öncelikle “buradan kaçmalıyım, uzaklaşmalıyım” duygusu, sonrasında ise kalp çarpıntısı, kaslarda gerginlik sonucu titreme, boğazın düğümlenir gibi olması, ateş basması sonucu açığa çıkan terleme ya da aniden buz kesmedir. Büyük bir ihtimalle bu bedensel tepkileri, baş ağrısı ya da vücudun en hassas bölgesi neresiyse o bölgeyi vuran ağrılar ya da bozulmalar (bağırsak ve mide problemleri gibi) da takip eder. Yaşanılan duruma stresin çeşitli şekillerde açığa çıkması diyebiliriz.</p>
<p>Stres daima her türlü sıkıntının ana kaynağında yer almaktadır. Stresle baş edebilmek için onun büyümesini engellemek, yani kaynağı kısmen de olsa kurutmak gereklidir. Oysa ki bu kaynağın var olduğunu bilmek kişinin kendisini tehdit altında hissetmesine neden olur. Tehdit, tehlikenin var olduğunu algılamaktır. Kişi kimi dürtüleri, aşırı uyarıları ya da çevresel durumları dengesini bozan, gerginliği arttıran birer tehlike olarak değerlendirilir. Buna karşı savunma düzenekleri kuramazsa ya da yetersiz kalırsa endişe dediğimiz “anxiete” ortaya çıkar.[2]</p>
<p>İçten gelen olumsuz bir duygu olarak endişe; sıkıntılı bir bekleyişi çağrıştıran, kişiyi ketleyen bir durumdur. Hissedilen tehlike karşısında savunma sistemlerini harekete geçiremeyen kişinin endişe düzeyi daha da çok artar ve belirgin bir tehdit algılaması yaşar. Eğer aynı tehdit daha önceden yaşanmış ve kişinin güveninin zedelenmesine sebep olmuşsa; yeniden böyle bir durum ile karşılaşma endişesi dediğimiz “beklenti anksiyetesi” ortaya çıkar. Bu ise çok daha büyük bir tehdit olarak algılanır. Çünkü daha önce yaşadığı olumsuzluğun yineleneceği kaygısını taşıyan kişi gerçekte üstesinden gelebileceği, baş edebileceği bir sorunla karşılaşınca yenilgiyi baştan kabul eder ve istemeden de olsa bu emri beynine gönderir.</p>
<p>Kaçma düşüncesine kapıldığımız anda beynimizi yeniden harekete geçirerek yeni bir düşünceyi yerleştirmeye çalışmalıyız. Böyle durumlarda beynimize “kaçmalı değil, savaşmalıyım” mesajını kabul ettiğimizi bildirmeliyiz. Fakat olumsuz düşünen bir kişi için savaşmak da korkutucudur. Çünkü savaşta yaralanmak ya da şehit olmak da vardır.<br />
Unutulmamalıdır ki mücadele ile elde edilenler çok daha değerli, kolay yolla elde edilenler ise daima çabuk vazgeçilen şeylerdir. Hayat daima insana çeşitli sorunlar ve sorunları çözmeye yönelik fırsatlar getirecektir. Önemli olan ele geçen fırsatların doğru değerlendirilebilmesidir.</p>
<p>Sosyal fobiyi körükleyen diğer bir duygu öğrenilmiş çaresizlik duygusudur. Daha önce yaşadığı kötü tecrübeleri zihnine yazan kişi benzer durumlarda da aynı şeyi yaşayacağına inanarak tedirgin olur ve sorunun üstesinden gelmek için hiç çaba göstermez. Bu durum tekrar tekrar başarısız olma sonucu vazgeçme duygusu ve eylemidir.</p>
<p>Bilimsel bir araştırmada bu konuyla ilgili çok güzel bir örnek vardır: Bir köpekbalığı ve başka bir balık aynı akvaryuma konulmuş, ancak araya bir cam bölme yerleştirilerek birbirinden ayrılmış. Köpekbalığı acıkınca karşısındaki balığa saldırmak istemiş fakat arada cam bir bölme olduğu için cama çarpmış. Tekrar tekrar diğer taraftaki balığı yiyebilmek amacıyla saldırıp dursa da her seferinde aradaki cam engele takılmış. Karşındaki balığı yemek için 28 saat boyunca uğraşan köpekbalığı sonunda denemekten vazgeçmiş. Bir süre sonra aradaki cam bölme kaldırılmış, diğer balık yanına gelmiş ama köpekbalığı onu yememiş ve bir süre sonra açlıktan ölmüş. Aradaki engel kalkmış olsa bile köpekbalığının yeniden deneme gücünü kaybedip başarısızlığı kabul etmesini, yani başarısızlığa şartlanmasını “öğrenilmiş çaresizlik” olarak adlandırabiliriz. Hepimiz zaman zaman karşımıza çıkan engellerle mücadele etmeyip geri çekiliriz. Geri çekilmek bazen daha temkinli olarak yeniden harekete geçmeyi sağlarken bazen de yeniden denememeye sebep olur. Bazı insanlar bu durumu kimselere hissettirmez, bazıları ortalıkta büyük bir kargaşa yaratır, kimileri ise böyle engellerle karşılaşmamak adına hayatın içinde aktif olarak bulunmaktan kaçınır hale gelir</p>
<p>Gerginliği arttıran diğer bir etken de otorite konumundaki kişilerle birlikte bulunmaktır. Bu durum bir sosyal fobik için dehşet duygusunun açığa çıkmasına neden olur. Düşünün karşınızda patronunuz var. Ya da işi daha ilerletelim, en üst kademedeki kişi olsun, Cumhurbaşkanı. En yetkili kişi sözcüğü kimi insanları endişelendirmez. “Ne var yani? O da insan ben de insanım” derler. Bu cümle bir sosyal fobik tarafından söylenebiliyorsa bunu artık o kişinin sosyal fobiden kurtulduğunu gösteren bir kanıt sayabiliriz. Çünkü bir sosyal fobik için tarif ettiğimiz durum dehşet vericidir.</p>
<p>Sosyal fobi yarattığı anksiyete (kaygı) nedeniyle birçok psikolojik rahatsızlığada yol açabilir. Sosyal fobisi olan kişilerde sıklıkla depresyon, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, alkol &#8211; madde kullanımı, somatoform bozukluk gibi psikiyatrik hastalıklar ortaya çıkar.</p>
<p>NE YAPILMALI</p>
<p>Beynimizin çalışması bir bilgisayar gibidir. Bilgisayarın çalışmasını ve çeşitli fonksiyonları yürütmesini sağlayan ona yüklenen yazılımlar ya da programlardır. İşte, insan beyni de böyledir. Ona “kötü olacak” programını yüklediyseniz, beyniniz davranışlarınızı bu programa göre ayarlayacaktır. Yüklediğiniz program “her şey güzel olacak” programı ise beyniniz başarmanız için sizinle işbirliği yapmaya başlayacaktır. Tüm bu davranışı beyine işlemenin yolu dikkatin doğru şekilde odaklanmasından geçer. Dikkat arttırıcı egzersizler son derece fayda sağlamaktadır.</p>
<p>Yapılan araştırmalar stresin pek çok hastalığın başlamasına veya artışına sebep olduğunu göstermektedir. Stres, iç sıkıntısından, vücudun bağışıklık sisteminin bozulmasına kadar geniş bir yelpazede insan sağlığını etkilemektedir. Yoğun stres organizmada otomatik olarak birtakım fizyolojik belirtilerin oluşmasına yol açar. Çarpıntı, nefes darlığı, kas gerginliği ve ilerleyen dönemde bunlara eklenen unutkanlık ve dikkat dağınıklığı gibi yakınmalar, özellikle çok şiddetli olduğunda kişinin yaşamını aksatan bir boyuta ulaşabilir. Bunların ruhsal kökenli olduğunun bilinmemesi kişiyi çeşitli tetkik ve tedavi arayışlarına yöneltebilir. Bu belirtilerin kaybolması ancak stresin kontrol edilmesiyle mümkündür. Stresi kontrol etmek mümkündür.</p>
<p>STRES KONTROLUNDA NEUROBIOFEEDBACK KULLANIMI</p>
<p>Kişinin beyin dalgalarını bilgisayarda görmesiyle geriliminin azaltılmasına ve gevşemesine dayanan Neuro-Biofeedback (sinir geribildirimi) ile gevşeme yöntemleri uygulanır. Biofeedback, kişinin stresin bedensel belirtilerine yönelik farkındalığını arttırarak bu belirtileri kontrol etmesine, bir anlamda da psikolojik olarak gevşeyip rahatlamayı öğrenmesine yardımcı bir tekniktir. Bu amaçla geliştirilmiş en etkin yöntemlerden biri olan Neuro-Biofeedback’te, bilgisayar ortamında beyin dalgalarının gözlemlenmesi ve kişinin bunları geribildirim aracı olarak kullanması sağlanabilmektedir. Öncelikle beynin biyoelektrik haritası çıkarılır, stresli çalışan alanları belirlenir.</p>
<p>İkinci aşamada Neuro-Biofeedback cihazının elektrotları stresli alanlara takılır. Bilgisayar ekranında beyin dalgaları görüntülenir.</p>
<p>Üçüncü aşamada kişiye beyin gücünü kullanarak &#8220;Alfa&#8221; dalgalarını arttırması öğretilir. Alfa dalgaları beynin istirahat dalgalarıdır. Bu dalgaları arttırmayı başaran kişiye puan verilir. Azami 10 seansta kişi beyin gücünü kontrol etmeyi öğrenir. Neuro-Biofeedback, objektif ve ölçülebilir verilerle çalışma imkanı sağlamakta, aynı zamanda tedavinin yararlılığı hakkında da bilgi vermektedir. Kişinin somut verilerle bu bilgiye ulaşması, motivasyonunu ve tedaviye inancını arttırmaktadır.</p>
<p>Beynin temel biyoelektriksel aktivitesi Alfa, Beta, Delta ve Teta dalgalarıdır. Beyin bunların hiçbirini yüzde yüz saf olarak yayınlayamaz, oranları değişir. Normal yaşantı sırasında bu dalgalar karışık olarak yayınlanır. Yayınların karışımında Alfa dalgası çoksa uyanık bir huzur durumu yaşanır. Söz konusu dalgalar feedback aleti ile monitorize edilerek kişiye Alfa durumu görsel ve işitsel sinyaller olarak bildirildiğinde kişi yaşadığı anksiyete durumlarında kendini kontrol altına alarak daha fazla Alfa üretebilmeyi öğrenebilmektedir.</p>
<p>Davranış terapisinin sistematik duyarsızlaştırma tekniğinde Alfa durumunun hoş, rahatlatıcı, huzur verici özellikleri endişe ile karşıt eşleştirmede kullanılabilmektedir. Kişiye Neuro-Biofeedback aleti ile nasıl daha fazla Alfa üretebileceği öğretilir. Ardından zihninde kendisi için gerginlik yaratacak durumları canlandırması istenir. Feedback sinyali aracılığıyla Alfa miktarının düştüğü saptandıkça canlandırma kesilip hastanın tekrar Alfa durumuna dönmesi sağlanır. Bu tarz bir öğrenme sonucunda kişilerin yaşamlarındaki olayları kontrol edebileceklerine ilişkin inançları ve güven duyguları artmaktadır.</p>
<p>Bireysel psikoterapi ve gevşeme egzersizleri ile birlikte kullanılan Neuro-Biofeedback tekniği ile; kişiye özel opsiyonel ayar yapabilme imkanından yararlanılabilir. Kişiye rahatsızlığıyla ilgili farkındalık kazandırmak, motivasyonunu arttırmak, bireysel psikoterapide kazandığı davranış değişikliklerinin beyninde ne tür bioelektriksel görünüm kazandığıyla ilgili geribildirim vermek suretiyle düşüncelerine hakim olabilme yeteneği kazandırılır.</p>
<p>Yıldız Burkovik</p>
<p>Uzman Psikolog</p>
<p>[1] Nevzat Tarhan, “Stresi Mutluluğa Dönüştürmek”, Timaş Yayınları, 2002</p>
<p>[2] M. Orhan Öztürk, “Psikanaliz ve Psikoterapi”, Bilimsel Tıp Yayınevi, 1998.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.esosyalfobi.com/sosyal-kaygi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

